Zafer Bayramı'nın 104. Yılı
🇹🇷 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104. Yılı Kutlu Olsun!
30 Ağustos Zafer Bayramımızın 104. yıl dönümünü kutluyoruz.
Bugünlere gelebilmiş olmak ne büyük bir Zafer.
Bugünlere gelebilmemiz için emeklerini, yüreklerini ve canlarını ortaya koymuş herkese ve canla başla çalışan herkese teşekkürler.
#EğerAtatürkYaşasaydı serisine devam ediyorum.
Bu sefer yorum yapmadan sizleri okumaya davet ediyorum. Sizlerin çıkarımları nedir?
🎖️ Nerede ve Nasıl Kutlardı?
30 Ağustos 1922'de Başkomutanlık Meydan Muharebesi Dumlupınar'da kazanıldı. Büyük Taarruz 26 Ağustos'ta başladı ve 30 Ağustos'ta kesin sonuca ulaştı.
30 Ağustos 1924'te yine bu topraklarda şöyle demişti:
“Efendiler, Meydan Muharebesi ve onun son safhası olan bu 30 Ağustos Muharebesi Türk tarihinin en mühim dönüm noktasını teşkil eder.”
Bugün de aynı yerde bulunur, fakat yalnızca geçmişi anmakla yetinmezdi. Sabah Dumlupınar'da olur. Şehitlerimizin huzurunda milletimle birlikte saygı duruşunda bulunur, İstiklâl Marşı'mızı söylerdi. Akabinden konuşmasını gerçekleştirirdi.
🎙️ Konuşması
Sevgili vatandaşlarım,
Bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104. yıl dönümüdür. Bu günü yalnızca bir savaşın kazanıldığı tarih olarak değerlendirmeyiniz. 30 Ağustos, Türk milletinin kendi iradesiyle var olma kararının tarihe yazıldığı gündür.
O gün milletimiz yokluk içerisindeydi. Ordumuzun karşısında güçlü ordular vardı ve maddi imkânlarımız sınırlıydı. Fakat bir milletin kaderini belirleyen yalnızca sahip olduğu silahlar değildir. İradesidir, inancıdır, birlik duygusudur ve en önemlisi bağımsız yaşama kararlılığıdır.
Bugün aradan 104 yıl geçmiştir. Şimdi sizlere soruyorum: Bugünün savaş meydanı neresidir?
Bugün karşımızda yalnızca ordular yoktur. Karşımızda;
- Bilgi ve teknoloji yarışı,
- Ekonomi ve enerji yarışı,
- Yapay zekâ, bilim ve eğitim yarışı,
- Siber güvenlik mücadelesi vardır.
Dünyanın bilgiye hükmeden milletleri vardır. İşte bu sebeple Türkiye'nin yeni zaferleri yalnızca kışlalarda değil; üniversitelerde, laboratuvarlarda, fabrikalarda, tarlalarda, kod yazılan bilgisayarların başında ve çocuklarımızın sınıflarında kazanılacaktır. Bugün dünyada devletler yalnızca askerî güçleriyle değil; ekonomik güçleri, teknolojik kabiliyetleri, insan kaynağı ve bilgi üretme kapasiteleriyle de rekabet etmektedir. Türkiye bu yarışın dışında kalamaz, kalmasına da müsaade etmeyeceğiz.
En Büyük Kaynağımız: İnsanımız ve Eğitim
Fakat bunun için önce önemli bir gerçeği kabul etmeliyiz: Bir ülkenin en büyük kaynağı yer altındaki madenleri değil, yetiştirdiği insanlardır. Bu sebeple Cumhuriyetimizin en önemli meselesi eğitimdir.
Çocuklarımızı yalnızca sınavlara hazırlayan bir eğitim sistemi istemiyorum. Düşünen, sorgulayan, araştıran, deneyen, hata yapmaktan korkmayan ve yeniden başlayan insanlar yetiştirmek istiyorum. Çünkü bana göre en tehlikeli şey cehaletten de önce, sorgulamaktan vazgeçmektir.
Bugün yapay zekâ hayatımızın her alanına girmektedir. Benim hayalimdeki Türkiye;
- Yapay zekâyı yalnızca kullanan değil, onu geliştiren,
- Dünyadan teknoloji satın alan değil, dünyaya teknoloji satan,
- Enerjisini dışarıdan almak zorunda kalan değil, kendi enerjisini üreten,
- Bilgi ithal eden değil, bilgi üreten,
- Gençlerini yurt dışına göndermek zorunda kalan değil, dünyanın gençlerinin çalışmak için geldiği bir ülkedir.
Kalkınma Adalettir, Hukuktur, Fırsat Eşitliğidir
Bütün bunları yaparken bir şeyi asla unutmamalıyız: Kalkınma yalnızca zenginleşmek değildir. Kalkınma aynı zamanda adalettir, hukuktur, fırsat eşitliğidir. Çocuğun doğduğu şehrin onun geleceğini belirlememesidir. Bir gencin ailesinin ekonomik durumunun onun hayallerini sınırlamamasıdır. Depremde yıkılan bir şehrin yeniden kurulurken yalnızca binalarının değil, geleceğinin de inşa edilmesidir.
Ülkemizin ekonomik sorunlarını da açıkça konuşacağız. Enflasyonun vatandaşımızın hayatını zorlaştırdığını, gençlerimizin iş bulma kaygısını, bir ailenin çocuğunu okutmak için verdiği mücadeleyi biliyorum.
Devletin görevi vatandaşa “sabret” demek değil, çözüm üretmektir. Türkiye'nin kaynaklarını doğru kullanacağız. Üreteceğiz, tasarruf edeceğiz, bilime yatırım yapacağız. Gençlerimizin önünü açacak, kadınlarımızın ekonomik ve toplumsal hayata daha güçlü katılmasını sağlayacağız.
Gerçek Güç Nedir?
Bütün bunları yaparken dünyadan kopmayacağız. Yurtta sulh, cihanda sulh anlayışını yalnızca bir söz olarak değil, devlet aklı olarak yaşatacağız. Çünkü güçlü olmak, her yerde kavga etmek değildir.
Güçlü olmak;
- Gerektiğinde kendini savunabilecek kadar güçlü,
- Barışı koruyabilecek kadar akıllı,
- Kendi kararını verebilecek kadar bağımsız,
- Dünyayla iş birliği yapabilecek kadar özgüvenli olmaktır.
👨🎓 Sevgili Gençler, Şimdi Sözüm Size
Sizlerden bizim yaptıklarımızı tekrar etmenizi değil, daha iyisini yapmanızı istiyorum. Biz bir bağımsızlık mücadelesi verdik, siz ise bağımsızlığın anlamını yeni çağın şartlarında yeniden tanımlayacaksınız.
Biz düşmana karşı cephede mücadele ettik. Siz ise;
- Cehalete karşı,
- Bilgi kirliliğine karşı,
- Teknoloji bağımlılığına karşı,
- Umutsuzluğa ve adaletsizliğe karşı mücadele edeceksiniz.
Bizim zamanımızda bir telgraf hattı stratejik bir araçtı, sizin zamanınızda veri stratejik bir güçtür. Bizim zamanımızda uçak bir hayaldi, sizin zamanınızda uzayda varlık göstermek bir devlet hedefidir. Biz fabrikalar kurduk, siz yeni teknolojiler kuracaksınız. Biz Cumhuriyet'i kurduk, siz Cumhuriyet'i daha ileri taşıyacaksınız.
Fakat sizden tek bir ricam var: Bana inanmanız değil, kendinize inanmanız.
Bir lidere bağlı bir millet değil, kendi aklına güvenen bir millet istiyorum. Bir kişinin peşinden giden gençlik değil; doğruyu araştıran, yanlış gördüğünde itiraz eden, ülkesine karşı sorumluluk hisseden bir gençlik istiyorum. Çünkü Cumhuriyet'in gerçek gücü budur.
Yarına Verilmiş Bir Söz
Unutmayınız: Bir milletin kazandığı en büyük zafer, kendi geleceğini kendisinin kurabildiği gündür.
Bugün 30 Ağustos'u kutlarken geçmişimize şükranla bakıyoruz. Fakat gözümüz geçmişte kalmayacaktır. Çünkü bizim için zafer, yalnızca dün kazanılmış bir başarı değil, yarın kazanılacak yeni başarılara verilmiş bir sözdür. Bu sözü hep birlikte tutacağız.
Başta silah arkadaşlarım olmak üzere, bu ülkenin bağımsızlığı için canını veren bütün şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Türk milletinin Zafer Bayramı kutlu olsun.
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!
💭 Kapanış Sorusu
“104 yıl önce bize emanet edilen bağımsızlığı, 104 yıl sonra siz hangi yeni zaferlerle taçlandıracaksınız?”
Bu sorunun cevabı belki de 30 Ağustos'un yalnızca geçmişi hatırlayan bir bayram değil, geleceği planlayan bir gün olmasını sağlayabilir.